İthalat işlemlerinde, "CE" İşareti Taşıması Gereken Ürünler, Tüketici Ürünleri ve Araç Parçalarının ithalat denetimi tebliğleri kapsamında TAREKS referans numarası alınması yasal bir zorunluluktur. Gümrük beyannamesinin tescili sırasında bu belgelerin (örneğin 0969 kodlu TPS-CE veya 1010 kodlu TPS-Tareks Tüketici Ürünleri İthal İzni) beyan edilmemesi, sonradan kontrol denetimlerinde Gümrük Kanunu kapsamında ağır yaptırımlara neden olmaktadır. Gümrük müfettişlerince yapılan geriye dönük incelemelerde, eşyanın TAREKS kapsamı dışında olduğu beyan edilmesine rağmen, aslında denetime tabi olduğunun tespit edilmesi durumunda Gümrük Yönetmeliği ve Gümrük Kanunu ihlali gerekçesiyle idari işlemler tesis edilmektedir.
İthalat işlemlerinde, "CE" İşareti Taşıması Gereken Ürünler, Tüketici Ürünleri ve Araç Parçalarının ithalat denetimi tebliğleri kapsamında TAREKS referans numarası alınması yasal bir zorunluluktur. Gümrük beyannamesinin tescili sırasında bu belgelerin (örneğin 0969 kodlu TPS-CE veya 1010 kodlu TPS-Tareks Tüketici Ürünleri İthal İzni) beyan edilmemesi, sonradan kontrol denetimlerinde Gümrük Kanunu kapsamında ağır yaptırımlara neden olmaktadır. Gümrük müfettişlerince yapılan geriye dönük incelemelerde, eşyanın TAREKS kapsamı dışında olduğu beyan edilmesine rağmen, aslında denetime tabi olduğunun tespit edilmesi durumunda Gümrük Yönetmeliği ve Gümrük Kanunu ihlali gerekçesiyle idari işlemler tesis edilmektedir.
Sanayiciler tarafından doğrudan üretimde girdi olarak kullanılmak üzere ithal edilen ürünler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından alınan "üretim girdisi muafiyet yazısı" ile TAREKS denetimlerinden istisna tutulabilmektedir. Ancak, ithal edilen eşyanın mevzuat gereği üretim girdisi olmaya uygun olmayan (örneğin şarj cihazı gibi nihai ürün niteliğindeki) bir eşya olması durumunda muafiyet geçerli kabul edilmemektedir. Bunun yanı sıra, üretim girdisi muafiyetiyle ithal edilen eşyaların üretimde kullanılmayıp yedek parça olarak iç piyasada doğrudan satışa konu edilmesi durumunda da muafiyet ihlal edilmiş sayılmaktadır.
Dış ticarette sadece ithalat işlemleri değil, ihracat süreçleri de son derece sıkı denetimlere tabidir. Örneğin, uyuşturucu veya psikotrop madde içermeyen standart ilaç cinsi eşyaların ihracatında dahi, İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallar Tebliği uyarınca Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan (TİTCK) uygunluk yazısı alınması ve bunun Tek Pencere Sistemi (TPS) üzerinden beyan edilmesi şarttır. Bu iznin alınmadan veya sisteme işlenmeden ihracat işlemlerinin tamamlanması, gümrük idarelerince mevzuat ihlali olarak değerlendirilmekte ve firmalara ağır yaptırımlar uygulanmasına neden olmaktadır.
Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği kapsamında, bazı plastik hammaddelerin (granül, toz, çapak vb.) ithalatında Üretici Belgesi ve Analiz Sertifikası sunulması zorunludur. İthalatçı firmaların, gümrük beyannamelerinde bu eşyaların hurda veya atık olmadığını özel şerhlerle beyan etmelerine rağmen, gerekli analiz sertifikasını veya TPS uygunluk belgesini ibraz etmemeleri ciddi bir usul hatasıdır. İdare tarafından yapılan geriye dönük denetimlerde, bu belgelerin eksikliği nedeniyle firmalara Gümrük Yönetmeliği ve ilgili genelgeler kapsamında cezai işlemler tatbik edilmektedir.
Dış ticarette eşyanın gümrükten çekilebilmesi için TAREKS, TSE veya benzeri uygunluk belgelerinin beyan edilmesi gerekebilir. Gümrük idareleri, sonradan yapılan kontrollerde bu izin belgelerinin uyumsuz veya eksik olduğunu tespit ettiğinde, "idareyi aldatma ve yanıltma "iddiasıyla Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi uyarınca ağır cezalar uygulamaktadır. Ancak, beyanname tescil sürecinde eşyanın sarı hat (belge kontrolü) veya kırmızı hat (fiziki muayene) kriterlerinden geçerek serbest dolaşıma girmiş olması hukuki durumu tamamen değiştirmektedir. Yargı kararlarına göre; idarenin kendi denetim mekanizmasını özenli kullanmaması neticesinde eşyanın gümrükten çekilmesine onay vermesi halinde, "idareyi yanıltma" kastından söz edilemez ve G.K. 235. maddeye dayanılarak ceza kesilemez.
Gümrük kapılarında yolcu beraberinde veya taşıtlarda yapılan aramalarda, yasal bandrollü
dahi olsa kişisel kullanım sınırını aştığı değerlendirilen eşyalara gümrük muhafaza ekiplerince
el konulabilmektedir. Bu eşyalar hakkında ilgili mevzuatlar (örneğin 4733 sayılı Kanun)
kapsamında "mülkiyetin kamuya geçirilmesi" kararı alınmakta ve hatta eşyalar tasfiye edilerek
imha edilebilmektedir. Ancak, yasal faturası bulunan ve yetkisiz veya hatalı idari prosedürlerle el konulan eşyalar için idarenin hizmet kusuru doğmaktadır.
Gümrük sahalarında hukuka aykırı şekilde el konulan, idarenin muhafazası altındayken mülkiyeti kamuya geçirilen veya hızla tasfiye edilerek imha edilen eşyalar için idarenin "hizmet kusuru" kapsamında tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Eşyaların faturalı olduğu, serbest dolaşımda bulunduğu ve yasal sınırların ihlal edilmediği durumlarda; idari yaptırımların ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarının Vergi/İdare Mahkemelerinde iptal ettirilmesi gerekmektedir
Gümrük kapılarında (örneğin sınır kapılarından çıkış yaparken) yolcuların araçlarında bulunan TAPDK (Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu) bandrollü tütün mamullerine veya alkollü içeceklere gümrük muhafaza ekiplerince el konulabilmektedir. İdare, eşyanın miktarının kişisel kullanımı aştığı ve ticari nitelikte olduğu gerekçesiyle, 4733 sayılı Kanun uyarınca "mülkiyetin kamuya geçirilmesi" işlemi tesis etmektedir. Ancak 4733 sayılı Kanun uyarınca bu tür kararları verme yetkisi gümrük idaresinde değil, mahalli mülki amirler (Valilik/Kaymakamlık) veya ilgili Bakanlık kurumlarındadır.
Gümrük sahalarında haksız şekilde el konulan eşyaların iade edilmemesi üzerine idareye karşı açılan tazminat (Tam Yargı) davalarında, davanın zamanlaması hayati önem taşır. İdare hukukunda idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için, idari işlemle zarar arasında nedensellik bağı bulunması ve zararın "kesin olarak gerçekleşmiş" olması şarttır. El konulan eşyaların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmiş olsa dahi, eşyalar henüz tasfiye edilmemiş veya imha edilmemişse, maddi zararın kesinleşmediği kabul edilmektedir. Eşyalar idarenin muhafazası altındayken aceleyle açılan tazminat davaları, Bölge İdare Mahkemeleri tarafından "zarar henüz oluşmadığı" gerekçesiyle reddedilmektedir.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.